Mayıs 2004

Yes be Annem! Oui be Madame!

Bu yazı kaleme alındığında daha yeni açıklanmıştı, Kıbrıs’taki tarihi referandumların sonuçları. Anlaşılan Kuzey’deki evetçilerin sürdürdüğü “Yes be Annem!” kampanyası işe yaramıştı.

İlginç bir slogandı bu: Yes be Annem!
Oralara özgü bir deyişti. Peki acaba yan anlamları nelerdi evetçilerin bu sloganının? Ne ifade etmek istiyorlardı?

Muhtemeldir ki...
Yes be Annem diyerek, hadi be annem, yetti be annem, bitsin artık bu izolasyon be annem, hayırcılara pes be annem gibi şeyler demek istiyor, yılların birikiminin sonuçlarını bu basit ifadelerle açıklamaya çalışıyorlardı.

Yok Plan 9 bin sayfaymış, bu 9 bin sayfayı bu sürede okuyup anlamanın imkanı yokmuş, 9 bin sayfalık planda bir çok ayrıntı, bu ayrıntıların her birinde de ayrı bir şeytan yatıyormuş... Hayırcıların bu tezleri evetçilerin umrunda bile değildi. Onların sloganları son derece basitti. Ve tuttu.

Yes be Annem!
Hayırcılara da pes! be Annem.

İyi mi oldu kötü mü oldu? Son yıllarda bizi çepeçevre kuşatan bir yığın soruda olduğu gibi bu sorunun da mutlak bir yanıtı yok. Bunu zaman gösterecek. Ama Türkiye’nin AB üyeliği önünde resmen olmasa da çok açık ve net bir şekilde dikilen bir engel ortadan kalkmış gibi görünüyor.

Ancak AB perspektifini destekleyen kesimlerin bu engelin aşılmış olmasından duydukları sevinç Fransa’dan gelen haberlerle kursaklarında kaldı. Fransa’da iktidar kanadından bazı isimler ilginç bir zamanlamayla “Türkiye’ye yıl sonunda müzakereler için yeşil yakılmamalı.” demediler ama “Bugünkü koşullarda Türkiye’nin AB üyeliği söz konusu olamaz” şeklinde yorumlar yaptılar.

Fransa ve Almanya’nın AB’nin çekirdeği, motor gücü, yol haritasının ana belirleyicileri oldukları biliniyor. İşte bu yüzden Fransa’nın gönderdiği sinyaller Türkiye’deki AB perspektifini yakından etkiliyor, AB yanlısı çevrelerde endişe ve soru işaretleri yaratıyor.

Ne dersiniz? Türkiye’deki AB yanlıları Fransa’yı ikna için KKTC’deki evetçilerin taktiğini mi uygulamalı?

Fransa’ya gidip Ellysee Sarayı’nın önünde pankart mı sallamalı?
Qui be madame!
Hadi be madame!
Yetti be madame!
Tutar mı acaba?
Şaka bir yana.
KKTC’deki referandum gibi değil, işin rengi başka.

Qui be madame’dan çok daha etkili, titiz bir ikna süreci gerekiyor.
Ama “Türkiye ağzıyla kuş tutsa AB’yi memnun edemez.” diyen şüphecilerin tezleri de güçleniyor.
Bakalım AKP hükümeti kritik 2004 yılının kalan dönemeçlerini hangi manevralarla geçecek.
Kıbrıs’taki referandumların sonuçlarının etraflı bir değerlendirmesini bu sayımıza yetiştirme olanağımız yoktu ama önümüzdeki sayıda Boğaziçi camiasının önemli isimlerinin yorumlarını içeren yüklü bir dosyayla birlikte olacağımızı ümit ediyorum.

Toplam Yorum: ...
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz